Görünüş itibariyle; dünyanın büyük ölçüde fesada, anarşiye, teröre, haksızlığa, zulme ve gaddarlığa bulaştığı bir zamanda aslında kuvvetli bir çıkış yolu var. Başta Müslümanlar olmak üzere insanlığa yepyeni ufuklar açacak bu yol “İttihad-ı İslâm’dır.” Pekiyi, “İttihad-ı İslâm nedir?” En başta bunun tarifi yapılması ve ardından da tatbikinin yapılması gerekir. Bu konuda Bediüzzaman’ın Kur’andan çıkardığı, arzîlikten öte, semavîliği ve Îlâhîliği ön gören “İttihad-ı İslâm” konusunun şartlarını çok iyi tahlil edip üzerinde düşünmek gerekir. Devamını oku… »
İSLÂMİYETİ DOĞRU ANLAMAK VE DOĞRU İSLÂMİYET ÜZERİNE OLABİLMEK
Ağustos 5th, 2010
Dünyada yaşayan mevcut insanların büyük ekseriyetinin kafasının karışık olması, mutsuzluğu, bedbin ve karamsarlığı, ümitsiz ve olumsuz bir hayat yaşamakta olduğunu bütün ilmi veriler ve sahasının uzmanları söylüyor, yazıyor, anlatıyorlar. Biz bu çalışmada daha ziyade inan kesimin özellikle de Müslümanların dine karşı “tatbiki” yaşantılarını yorumlamaya çalışağız. Keza İslâm memleketlerinde yaşayan Müslümanların durumu da maalesef iç açıcı değil. Ülkemize gelince burada da Müslümanlar, cemaatler ve fertler açısından bazı temel İslâmi kavram, hüküm, prensip ve düsturların kavranma, anlama, yaşama konusunda çok değişik, noksan, kusurlu uygulamalar var. Bütün bunların bir kısmını özet olarak nazarlara vermeye çalışacağız. İslâmın kendine has çok geniş ve rahmet dolu bir felsefesi ve prensipleri vardır. Bu engin görüş ve ufuk hem bu dünyayı, hem ahiret âlemini, hem de İnsanları, melek, cinni, şeytan ve ruhanileri içine alan, hikmetli ve derin bir prensipler manzumesidir. İslâmiyet, İnsanlığın hayat boyu devam edecek bütün hal ve proplemlerini; günlük hayatında gerekli olan her ihtiyaç ve karşılacağı her hali en güzel , kısa ve tatmin edici bir şekilde izah etmek için vahyolunmuş ve ona rehber ve yol gösterici olarak Allah tarafından son elçiye indirilmiş bir dindir. Buna en büyük örnek ve delil ise: “Asrı saadet” olarak geçen insanlığın en mutlu, mes’ud, bahtiyar ve müstesna zaman dilimidir. O zaman ve zemine bakıldığında, şartların, en sıkıntılı ve olağanüstü zorluklarına rağmen; necip bir kavmi muhatap alarak inzal olunan Kur’ani düsturlar insanlık tarihinin şeref levhalarının en güzel örnekleri olmuştur. Böylece unutulmayan hadiselerin çözüm yolları da, insanlığın yıldız simaları olan, peygamber (ASM) dostu, tarihe “sahabeler” ünvanıyla geçen yıldız insanlaı bahşetmiş bir dindir İslâmiyet. Ne mutlu kıymetini bilip onun ahkâmına büyük bir hassasiyetle uyabilenlere! Devamını oku… »
MÜSLÜMANIN ‘KIRMIZI ÇİZGİLERİ’
Ağustos 5th, 2010
İslâmiyet dairesi, insanlık için; hem şefkatin, hem merhametin, hem hilmin (yumuşaklık), hem rıfkın (yumuşak ve hoşgörülü), hem toleransın en fazla verildiği yerdir. İslâmiyet dairesine giren ve “Ben Müslüman’ım” diyen her bir fert, aslında büyük bir servete ve saadete kavuşmuş demektir. Bütün bunların yanında yalnız ve yalnız vahye dayanan, İlâhî iradenin, hikmetin ve emrin gereği olarak sayılamayacak kadar hikmetleri bulunan kesin ve vazgeçilmez kanunlar, düsturlar ve prensipler de bu yüce dinin içindedir. Kanunları ve prensipleridir. Arzîlikten uzak çizgiler manzumesi olan rahmet dininin bütün emir ve yasaklarında insanlık âlemi için muhakkak ki sonsuz fayda ve neticeler vardır. Mü’min ve Müslüman gerek şahsî hayatında, gerek toplum hayatında bu hüküm ve düsturlara uyarak, onlara tutunarak rahmete dûçâr olacak ve Hakk’ın rızası ve tahsili sınırlarında kalmış olacaktır. Devamını oku… »
İHLÂS SIRRI VE RİSALEİ NURDAKİ İHLÂS HAKİKATİNE VAKIF OLABİLME
Temmuz 23rd, 2010“İhlâs” kelimesi başlı başına derin bir hazine, bir muamma, bir sırlar âlemi. Okumakla, anlamakla âlakası muhakkak var ama, asıl mesele tatbik edebilmekten geçiyor.
İhlâs, geniş bir tefekkür ve derin bir düşünce şelâlesinin ürünü.
Maarifeti İlâhiye vadisinden geçen çileli ve sabırlı bir yol.
Sabır ve tevekkül ikliminde yeşeren zahmetli fakat semeradar bir derin vadi.
Muhabbet bostanında endam eden bir geniş umman.
Allah’a mahsus sürur-u münezzeh, iftihar-ı kudsî, şevk-i mukaddes şelâlesi… Devamını oku… »
YASAK LARLA DEĞİL, MEŞRUİYETLE İDARE EDEBİLMEK.
Temmuz 15th, 2010
“Çevremde her şeye evet diyen insanlar istemiyorum. Bana gerçekleri söyleyebilecek çalışma arkadaşlarıma ihtiyacım var! Bu tavırları işlerine mal olsa bile ..” diyor. (Bensiyon Pinto) Biz de sade bir vatandaş olarak “etkili, yetkili ve sorumlu zevattan ve kurumlardan” bu güzel ülkenin kangren olmuş olumsuzluklarına bir çare ulmalarını çözüm üretmelerini istiyor ve bekliyoruz. Hukuk devleti olarak bildiğimiz ve yetkili ve etkili kişilerimizin her ağızlarını açtıklarında serdettikleri: “TC bir hukuk devletidir!” söylemleri eğer gerçekten doğruysa! Bundan böyle bunun “sözde değil özde “ olmasını ve gerçek manada tatbikatını istiyor ve bekliyoruz. Onun içindir ki: Artık diyoruz ki: Sayın yetkililer, idareciler, siyasiler, adalet mensupları bizi bundan böyle yasaklarla, yok olanlarla değil, meşru olan, var olan, adaletli olan yollarla idare etme gayreti ve yoluna girmenizi istiyor ve bekliyoruz. Devamını oku… »