Arşiv: Eylül, 2008

RAHMETİN TAŞTIĞI GECE!

Çarşamba, Eylül 24th, 2008

Sultanlar sultanının, Kâinatın yaratıcısının, Âlemlerin tek hâkiminin cihan değer müjdesi geldi çattı işte!Leyle-i Kadire ulaştırdı biz acizleri, isyankârları, tembelleri. Ne mutlu!Âlemin tılsımının anahtarı Allah Kelâmı Kur’anın inzal olduğu gece.Rahmetiyle, bereketiyle, hidayetiyle geldi. Hoş geldi safa geldi. (more…)

ZOR ZAMAN VE ŞARTLARI AŞMANIN YOLLARI

Perşembe, Eylül 18th, 2008

         Yer kürede mevsimler üç ayda bir değişir; fakat insan şahsiyetindeki mevsimlerin değişmesi aylar değil, bazen dakikalar içine sığmaktadır.Zaman olur, “bu halin içinden nasıl çıkacağım!” diye kara kara düşünürken; zaman olur işlerimiz ve olaylar bir su gibi akar gider…

            Hayatın akışı içersinde bazen insanlar hadiseleri, bazen de hadiseler insanları idare eder.Fakat  bir çok şeyi emniyet altına alamadığımız acı bir gerçektir. (more…)

RAHMETE DÜÇAR OLMAK, ONUNLA YAŞAYABİLMEK

Perşembe, Eylül 18th, 2008

  Ne mutlu inananlara ki “Rahmetin” daimi gölgesinin coştuğu ve taştığı anları, zamanları yaşıyorlar.Sultan ay geldi, rahmetiyle, bereketiyle, hidayetiyle, coşkusuyla geldi.İnkâr edemeyeceğimiz, onsuz yapamayacağımız fakat maalesef esirliğinden kurtulamadığımız “nefislerimizin” bütün namert isteklerine “dur” diyecek anları yaşıyoruz. Onun çekim alanındayız. Manyetik atmosferindeyiz. Cenabı hak farkındalığımızı artırsın inşallah. (Âmin.) (more…)

GERÇEK İSLÂMI NEFİSLERİMİZDE BİRE BİR YAŞAMAK

Perşembe, Eylül 4th, 2008

                 “İslâmiyet”; teslimiyettir, sıdktır, doğruluktur, sabırdır, istikamettir, tahammüldür, nezakettir, katlanmaktır..Zaman-ı Saadette Kur’an’dan neş’et (çıkan) eden İslamiyet, sanki bir şeceredir.(Ağaçtır) Kökü Zaman-ı Saadette sabit olmakla, damarları o zamanın ab-ı hayat menbalarından kuvvet ve hayat alarak her tarafa intişar ettikleri gibi, dal ve budakları da istikbal semasına kadar uzanarak alem-i beşere maddi ve manevi semereleri yetiştiriyor.” (İ.İ’caz Sh.52) Evet, asrın imamının ifadesiyle: “Kur’an’dan neş’et (çıkan) eden İslamiyet, sanki bir şeceredir. (Ağaçtır)” Nefislerin arzu ve isteklerinden çıkan veya ona uyan “İslâmiyet” değil, Kur’an’dan çıkan “İslâmiyete” uyabilme, onu bire bir yaşayabilme, onu kabullenebilme davasıdır esas olan. (more…)