Arşiv: Kasım, 2008

KENDİMİZLE HESAPLAŞAMA

Pazar, Kasım 30th, 2008

           Hayatın her işinde ve anında hesap yaparız da, kendimizle hesaplaşmaya ve yüzleşmeye bir türlü yanaşmayız. Hesap sorma kolaydır da, hesap verme ve hesaplaşma çok kolay değildir.

            Günlük hayatta zaman zaman kendi kendimizle yüzleşmek ve hesaplaşmak his ve gönül dünyamızdaki fırtınaları sakinleştirip bizi bize döndürebilir. Bizden kopup giden gerçek değerleri yerli yerine oturtabilir.

            Bu hesap öyle fazla uzman ve mesai isteyen bir durumda arz etmez aslında. Basit ve sade bir düşünce ve tefekkür bir anda her şeyi değiştirebilir.

            Şöyle kestirmeden bir başlayalım isterseniz. Bu sabah kalkınca evdeki hayat arkadaşlarımız ve canlarımız cananlarımıza onların ve bizim duyunca hoşumuza gidecek en güzellerini Kur’an’da, Sünnette ve Risalelerde gördüğümüz bildiğimiz ifadelerle hitap ederek başlasak.

            Bu gün Allah rızası için komşumuzun –ne ve nasıl olursa olsun-hatırını sorup gönlünü almaya çalışsak. Ona günün güzel bir hediyesini bu şekilde takdim etsek.

            Yolda, sokakta, pakta, otobüste, trende, metroda birisine bir güzellik ihsan edecek bir vesile bulup onu tatbik etsek. Bir soru sorsak, güzel bir yanını takdir etsek, onu rahatlatacak insan olmanın gereği bir hediyeyi ona ulaştırsak. Mesai arkadaşlarımıza bir farklı ve nazik tavır ve jest yapmayı plânlayıp uygulasak.

            Kötülüğü, negatifliği, rahatsızlığı, huzursuzluğu işmam eden ve çağrıştıran her türlü olumsuzluk, kabalık ve tavırdan “nasıl kurtuluruzun”  ağırlıklı ve tesirli bir plânını kurgulayıp tatbikine gayet sarf etsek.

            Yakında, uzakta osun en az üç dava arkadaşımızı sırf Allah rızası için aramayı, hal hatır sormayı onlara dua edip onlardan da dua talep etmeyi ajandamıza yazıp tatbikine koyulsak.

            Günlük, haftalık, aylık rahmet peygamberinin o güzel ve paha biçilmez sünnetlerini tatbik etme plânını ajandamızın bir yerine kaydedip tatbikine çalışsak.

            Hayat boşluktan, manasızlıktan, huzursuzluktan ve sıkıcılıktan kurtulup bir mana ifade etmeye başlar.

            İlkönce gönül ve kalplere huzur gelir. Ruh coşar. Hisler cuşu huruşa gelir.

            Aile saadet yuvasına döner. Apartman bir sevgi hanına döner. Mahalle tatlı bir mesiregâh olur. Köy bir piknik alanı, şehir ise bir panayır ve düğün meydanına döner. Hayali bile ne güzel ve tatlı değil mi?

            Geniş çerçevede yapamayacağımızı umduğumuz çok şeyler dar çerçevede mümkün ve vaki olur. O da işin nüvesi ve çekirdeğidir. Gerisi de arkadan gelir. En azından daha kötüye ve geriye gitmez.

            En azından insanlara cendere giydirme hevesindeki “Toplum mühendisleri ve fesat odaklarının” plân ve projeleri durmasa da bu şekilde duraksar ve aksar.

            Büyük hesaplar bizim neyimize, bu küçük hesapları yapabilsek hem biz hem de etrafımız kazanı herhalde. Bu günden başlayıp deneme gayretinde olmak ümit ve tesellisiyle. 18.11.2008 NEJAT EREN

TRABZON VE KARADENİZ HATIRALARIMIZ

Pazar, Kasım 30th, 2008

Geçen haftaki yazımızda bahsettiğimiz gibi hafta sonu iki yeğenimin düğünlerine iştirak etmek üzere eşimle birlikte Trabzon’daydık. Beş günümüz dolu dolu geçti elhamdülillah. Buradan güzel hizmet hatıralarıyla döndük ve söz verdiğimiz gibi de bu hatıraları da sizlerle birlikte paylaşmak istiyorum inşallah.Cenabı Hakka sonsuz şükürler olsun ki gerçekten maddi ve manevi sahada cennet asa bir baharı yaşıyoruz. “Nur Hizmetleri” vatanın her köşesinde ve dünyanın her yerinde her geçen gün gelişerek devam ediyor. Maddi imkânlarımız ise her türlü krize rağmen dedelerimizden ve babalarımızdan çok çok daha iyi. Antalya-Trabzon arası otobüs yolculuğu nereden bakarsanız bakınız yirmi dört saate yakın bir yolculuk. Her ne kadar yollarımız genişleyip düzelse de, otobüslerimizin çok konforlu ve rahat olsa da, benim gibi uzun yolculuk yapması sağlık açısından mahzurlu olanlar için adeta bir çile. Ama şimdi yurdun her köşesinden ilden ile uçak seferleri var. Fiyatları da zamanlamayı da tam olarak ayarlayabilirseniz öyle “uçuk rakamlar” değil. Bazen otobüsten de ucuza mal edebilmeniz mümkün. Onun için uçakla gidişimiz, Antalya – Adana –Trabzon, dönüşümüz de: Trabzon- Bursa- Antalya bağlantılı olarak sadece iki buçuk saatimizi aldı. Perşembe günü ikindi vakti vardığımız Trabzon’dan, Pazartesi öğle vaktine doğru ayrıldık. Bu süre zarfında Cumartesi yeğenimin birinin, Pazar günü de ötekinin düğün merasimlerine katıldım. Aile reisi olarak üzerime terettüp eden sorumluk olarak düğünde “Evlilik hayatı ve Ailede İslâmiyet’in yaşanması” mevzulu bir de konuşma yapıp vazifemizi yerine getirdik. Yeni akrabalarımızla mülâki olup tanışıp bağlar kurduk. Bu iki merasime ayırdığımız zamandan çok daha fazlasını bu çevrede bulunan kadim dostlarımızla geçirme bahtiyarlığını ve mutluluğunu birlikte paylaştık. Zaman darlığından yakın iller olan Giresun Ve Rize’ye bu defa uğramak nasip olmadı. İnşallah ileriki zamanlarda bu da gerçekleşir.Trabzon merkezinde sistemli, disiplinli ve plânlı bir hizmet faaliyeti olduğu ilk geceki ders ve sohbette hemen fark ediliyordu. Davetli ve ikramlı olarak her Perşembe değişik evlerde yapılan bu “özel ders” çok faydalı ve semeradar maşaallah. Bütün illerimize ve hizmet merkezlerimize örnek teşkil edecek bir faaliyet. Şöyle ki:  Her Perşembe değişik bir evde ev sahibinin hazırladığı ikramlarla dershanelerdeki müdebbir durumundaki arkadaşlarla “Eğitim Komisyonu” üyeleri bir araya gelip belli konuda “müzakereli ders” yapıyorlar. Sonra, daha önce tespit ettikleri “gündemlerindeki” konuları istişare edip karara bağlıyorlar. Sonra da sohbet tarzında yine hafta içinde il merkezi, ilçe ve çevreyle ilgili icra edilen her türlü hizmetlerin değerlendirilmesi yapılıyor. Yeni yapılacak faaliyetlerin de plânları gözden geçirilip, sorumlu kişilerin vazifeleri bir defa daha hatırlatılıp dağılınıyor. Misafir olarak iştirak ettiğim bu güzel faaliyetten çok istifade ettim ve örnek olabilir düşüncesiyle sizlerle paylaşmak istedim.Cuma günü umumi ders günüydü. Çevre il ve ilçelerdeki ağabey ve dostların katılmasıyla hizmet mahallimizde dostlarımızın daha önce yaptıkları plân gereği olarak bizi görevlendirmelerine binaen: “Üstad Bediüzzaman’dan Hizmetler ve Hayat için Yol Gösterici Tavsiyeler” konulu bir ders ve sohbeti kaynağından yaptığımız tespitlerle birlikte mütalâa edip paylaşmaya çalıştık. Cumartesi günü Üniversiteli genç kardeşlerimizle yine hizmet merkezimizde: “ Risalei Nur ve Bediüzzaman Perspektifinden (Açısından) Hayata ve Olaylara bakış” konulu bir semineri birlikte icra ettik.Pazar günü akşam geç saatlere kadar yıllarını ve büyük mesaisini bu kudsi hizmete veren değerli ağabey ve kardeşlerimizle, Risalei Nurun “satır aralarındaki” Kur’ânî ve İmanî tespitleri okuyup tezekkür ettik. Üstadımızın büyük ve şaşmaz mirası olan “lâhikalardaki yol haritamızın” o şaşmaz ve şaşırmaz pusulamızın derin ummanlarında günlük hayatımız için lüzumlu olan o en güzel metotları, ölçüleri bire bir tatbik etmedeki kararlılık ve mecburiyetimizi birlikte müzakere etmeye çalıştık. Dünyanın ve ülkemizin mevcut durumundaki hassas denge, olay, grup ve şahısların hareket tarzlarına karşı kendi içimizde devam etmesi elzem olan: dikkatin, tesanüdün, sadakatin, metanetin, uhuvvetin, ihlâs ve samimiyetin tam olarak icra edilmesini ve de artarak devam etmesinin önemini vurguladık. Buna lâyık olabilmek için de bütün sorumlu şahıs ve kurumlarımızın dikkatli, muhakemeli, dengeli, meşru ve makul davranış, tatbikat, hal ve tavırlarının bu durumda çok daha öne çıktığının altını birlikte çizdik.  Karadeniz sahillerinden büyük bir moral depolayarak, aşk ve şevkle döndüğümü özellikle belirtmek isterim. Bu geziye sebeb olan Yeğenlerime ömür boyu mutluluklar dilerim. Ahiret âleminde bulunan ve bu mutlu günlerinde aramızda bulunamayan merhum babama ve ağabeyime Cenabı Haktan rahmet dilerim. Bu beş gün zarfında ailece bizi evlerinde, mekânlarında misafir eden ve her türlü fedakârlığı gösteren muhterem ağabey, abla ve kardeşlerime eşim ve kendi adıma en kalbi teşekkürlerimi sunarım. Güzel Anadolu’nun bağrında değişik mekânlarda, samimi dostlarımızla kıyamete kadar sürecek böyle dost meclislerinin devam etmesi dilek ve temennisiyle. 27.11.2008 NEJAT EREN

PLANLI PROGRAMLI ÇALIŞMAK MEŞRUİYET ÇİZGİSİNDE KALMAK, İNAYETE MAZHAR OLMAK.

Pazar, Kasım 30th, 2008

Risale-i Nur Külliyatının “satır aralarını dikkatlice okuyanlar bilirler ki:  “İnayeti rabbaniye, ihsan-ı ilâhi, bizler inayet altındayız….vb.”  düşündürücü ve ibretli ifadelere külliyatın her tarafında sıklıkla görmek mümkündür. Bu güzel ülkeye ve dünyaya mal olmuş bu mukaddes davanın tarihi seyrinde en zor şart ve zamanlarda “inayeti rabbani ve ihsanı ilâhînin”  tesirini ve icrasını birçok olayda görmek mümkündür. (more…)

DENİZLİ ULU CAMİDE BEDİÜZZAMAN VE TALEBELERİ İÇİN HATMİ ŞERİF VE MEVLİDİ ŞERİF OKUNDU

Pazar, Kasım 30th, 2008

Dört yıldan beri yapılmakta olan ve başta peygamberimiz Hz. Muhammed (ASM) olmak üzere bütün ehli iman hassaten Bediüzzaman Said Nursî ve merhum talebeleri Hasan Feyzi Yüreğil ve Hafız Ali Ergün ve şehitlerimiz için okunan hatmi şerif ve mevlid Denizli Ulu Camide icra edildi.

            Başta Ege ve Marmara Bölgesi olmak üzere yurdun birçok yerinden otobüslerle, minibüslerle, özel otomobilleriyle birçok il ve ilçeden her türlü meslek ve gruptan katılımlar oldu.

            Denizli Yeni Asya Nur camiası ve okuyucuları olmak üzere Denizli’deki bütün nur talebelerinin gayret ve himmetleriyle bu yıl üçüncüsü tertip edilen bu güzel adet her sene daha fazla katılım ve destekle devam edecek inşallah.

            Yeni Asya Gazetesi tarafından yıllardan beri tertip edilen geleneksel Ankara Kocatepe Mevlidinin son yıllarda yapılamaması yüzünden bu tür program ve organizeler Nur talebelerinin hasret giderme, irtibat ve yüz yüze görüşmelerine vesile olması bakımından iyi bir buluşma ve kaynaşmaya vesile olması bakımından önem taşıyor.

            Şeairi İslâmiyeden olan hatim duaları ve mevlid gibi güzel inanç, gelenek, adet ve manevî değerlerimiz semavi ve arzi musibet ve belaların define de bir vesile oluyor. Ülkemiz ve dünya üzerinde meydana gelen arzî ve semavî musibet ve belâların yanında meydana gelen ve gelebilecek çeşitli manevi günah ve kirlenmenin izalesi ve kalkması için kâinatın yaratıcısına kullarının sığınmasına vesile olacak bir yol ve tarz olarak önemli bir hadise olarak değerlendiriliyor.

            Türkiye’nin batı bölümü olan Ege ve Marmara bölgesi bu ülkenin tarihinde, kültüründe, ekonomisinde, ticari ve siyasi hayatında çok ağırlıklı ve önemli bir bölge olmasının yanında aynı zamanda Risalei Nur tarihi açısından ve Nur Hareketinin başlangıç ve gelişmesi açısından çok önemli bir konumdadır.

Isparta, Barlasıyla, Savıyla, Kuleönü, İslâmköyüyle, Eğirdiriyle aziz ve muazzez üstada kucağını açmış, en zor şartlarda ona ve davasına sahip çıkmış ve bu yönüyle tarihe geçmiştir.

Bediüzzaman Hazretlerinin “İkinci Medreseyi Yusufiye”  diye vasıflandırdığı Denizli Risalei Nur hizmetinin tarihinde çok önemli bir mekândır. Hukuku katletmeyen ve onun hakkını veren merhum Ağır ceza reisi Ali Rıza Bey ve üstadın “manevi evladımdır” Dediği mahkeme heyeti yedek üyesi Hesna Şener’in irade ve reyleriyle verdiği tarihi “Berat Kararı” bu ilde verilmiştir.  “İhlâs, hasbilik, samimiyette ilk sırayı alan ve de en kasvetli dönemlerde üstadlarına ve davalarına sahip çıkan iki manevî Şehit Kahraman merhum Hafız Ali ve muallim Hasan Feyzi’yi  asrî mezarlığında bağrında çok önemli bir hizmet, ilim ve sanayi merkezi bir şehirdir.

Ayrıca, Risalei Nur davasının neşri ve yayılmasında ve hukuk mücadelesinin diğer alanları olan Afyon, Eskişehir, Antalya, Aydın, Burdur illeri de bu bölgede bulunmaktadır.

İşte Denizli’de yapılan bu mevlidi şerif; yukarıda kısaca isimlerini zikrettiğimiz il ve mekânları da içine alan Türkiye’nin ve dünyanın önemli bir hadisesi olan “Nur hareketinin” bu ülkeye ve insanlığa kazandırdığı müspet değerlerin tezekkürü ve devamı açısından öne çıkan bir faaliyettir. Nur talebelerinin davalarına, üstadlarına, cemaatlerine sahip çıkmalarının açık ve net bir tezahürüdür. İnsanın şahsi ve toplum hayattı için çok önemli olan Sadakat, samimiyet, kardeşlik, birleştiricilik, barış ve sükûnun bir vesilesidir. Nurcuların üstad ve davalarına olan “Vefa duygusunun” bitmediğinin göstergesidir. Bu toprakların güzel adetlerinin, hasletlerinin devam ettiğinin bir delilidir. Bu cemaatin bu millet ve devlete de bir sadakat ve vatan borcuve artı değer katmasının neticesidir.

1980 yılına kadar devam etmekte olan Isparta Mevlidi bu bölgede bulunan Nur talebeleri başta olmak üzere batıdan- doğuya bütün ehli imanın kaynaşmasına vesile olan önemli bir adetti. Keza Van mevlidleri de doğu bölgesindeki insanımız başta olmak üzere doğu- batı kaynaşmasını sağlayan güzel bir faaliyetti. Bunlar malüm zihniyetin siyasete haksız ve hukuksuz yere müdahaleleriyle maalesef yıllardan beri inkıtaya uğradı.

            Ülkenin ve dünyanın manen karanlık tablolarla karşı karşıya geldiği, krizlerin insanları savurduğu ve insanlın sıkıntıya girdiği dönemlerde başta inanç sahipleri olmak üzere bütün makul insanların tek sığınacağı yer Cenabı Hakkın inayeti, rahmeti ve mağfiretidir. İşte bu tür hatim meclisleri, mevlidler, duaların belli yerlerde, belli kişileri vesile yaparak ve toplu olarak icra edilmesi İslâm’ın yaşandığı, Müslümanların hayatiyetlerini devam ettirdiği her beldede önemli şiarlardandır ve devam ettirilmelidir.

Nur Cemaatin mensup yüzlerce, binlerce kişinin bir araya gelip; davaları ve üstadları uğruna vefa borcunu ödeme gayretleri yanında, bin yıldan fazla bir zamandan beri İslâmiyet’e beşiklik yapan ecdad yadigârı bu mukaddes topraklarda yaşayan insanların selâmeti, kardeşliği, birliği, tesanüdü, saadeti ve belâ ve musibetlerden uzak olması için bir araya gelip dua ve niyazda bulunmak az şey olmasa gerek.

Mevlid münasebetiyle çevre il ve ilçelerden ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen misafirler Denizli asri mezarlığında medfun bulunan merhum Hasan Feyzi Yüreğil ve Hafız Ali Ergün’ün mezarlarının yerinde ziyaret ederek kabirleri başında dersler okuyarak dualar ettiler.

Yeni Asya Hanımlar Heyeti bu münasebetle hazırladığı yiyecek kermesi ile misafirlere yardımcı olmuştur. Kendilerini tebrik ediyoruz. Ayrıca Yeni Asya Denizli Temsilciliğinin hazırladığı Kitap standındaki satışların yanında isteyen herkese ücretsiz kitap paketi vermesi de önemli bir jest ve nezaket ve cömertlik örneğidir. Temsilciliğimizi ve katkıda bulunanlardan Allah razı olsun diyor, tebrik ediyoruz.

Mevlide Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Mehmet Güleç (Fırıncı), Yeni Asya Gazetesi İmtiyaz sahibi Mehmet Kutlular ve Bir kısım Yönetim Kurulu üyeleri, Hafız İhsan Atasoy,  Yazar ve programcı, Şaban Döğen, Nihat Derindere katılmışlardır.

Bu duygularla bir araya gelen bu güzide topluluğun gayretlerini Cenabı Hak artırsın diyoruz. Üç yıldan beri bu organizeyi başlatıp devam ettiren Denizlili Nur talebeleri başta olmak üzere bu mevlide iştirak eden ve her türlü katkıda bulunan herkese en kalbi teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Mevlid öncesinde, mevlid anında ve mevlidden sonra bu mevlidin muhtevası, şekli, yeri, katılımcıları… vb her konuda fikir ve görüş beyan eden katkıda bulunan ve bulunmak isteyen herkese teşekkür ediyoruz. Bu güzel organizasyonun ileriki yıllarda daha geniş, etkili ve muhtevalı hale gelmesi için Denizlili dostlarımızın her türlü katkı, değerlendirme, teklif ve fikirlere açık olduklarını bildiğimizi ifade ediyoruz. Bunları bu vesileyle şimdiden biz de dile getiriyoruz. Ayrıca her mahal ve bölgedeki değerli dostlarımızın mahallerinin yetkili kurullarında zamanı geldiğinde bu konuyu değerlendirerek değerli fikirleriyle katkıda bulunmasını bekliyoruz.

              

Biz, Nur Camiası olarak bu ülkenin bütünlüğüne, kardeşliğine, manevi değerlerine, insan kaynaklarına çok değer veren mutlu ve bahtiyar bir camiayız. Müspet hareketin, meşruiyetin, hukukun, insan hak ve Özgürlüklerinin, demokrasinin yılmaz ve bıkmaz savunucularıyız. Ülkemizin ve milletimizin her türlü belâ, musibet ve şerlerden muhafaza edilmesi için Cenabı Hak katında ve onun rızasını temin babında her türlü münacaat, dua ve yakarışın şimdiye kadar icrasında bulunduk bundan sonra da bulunmaya devam edeceğiz inşaallah. Bu cümleden olarak bu merasim ve meclisin icrasında bulunan ve kıymetini bilip takdir ve icra eden herkese teşekkür ve takdirlerimizi sunuyoruz. Bu meyanda cemaatimizin, bütün inananların ve aziz milletimizin birlik, kardeşlik, barış, sadakat, ihlâs, uhuvvet, tesanüd ve gayretlerinin artması dilek ve temennisiyle. NEJAT EREN   18.11.2008 

SİSTEM ÜZERİNE

Pazar, Kasım 30th, 2008

            Sistem demek, düzendir, disiplindir, intizamdır, berraklıktır, önünü görmektir ve de güven demektir.

            Kâinatta mükemmel bir sistem var. Canlı olsun, cansız olsun bütün mevcudatın ve varlıkların kendilerine yüklenen ve ancak ilâhî olmakla tarif dilebilecek muazzam bir program ve sistemin içersinde hareket etmektedirler. (more…)