-23 DERECEDE KİTAP OKUMANIN FARKI VE ZEVKİ

KARS’IN TARİHÇESİ:

KARS İli M.S. 1000 yıllardan önceye kadar gidiyor. Başlangıçta bu şehri; Rus ve Ermeniler inşa etmişler. Yakın tarihe kadar ve hâlâ bu karakteristik özelliği görmek mümkün.  Bu tip şehir plânlamasının kendine has özelliği;  “kare görünüşlü” olması ve bütün yolların idari binaya, yani Roma tabiriyle “Agoraya” şehrin ana kalbi olan merkeze endeksli ve oraya çıkacak şekilde dizayn edilmiş olmasıdır. İlmi literatürde bu tür şehir plânına bu tür plânı yapan “Hippodamus”  adlı Romalı bir mimar olduğu için onun adına izafeten “Hippodamus”  deniliyor.  Şehrin birçok ev ve resmi dairelerinde hâlâ Rus taş yapısı hâkimdir. Taş yapı sanatının bütün örnekleri burada vardır.
            Selçuklular tarafından inşa edilip Osmanlı devrinde imar edilmiş olan “Kars Kalesi”  görülmeye değer önemli yerlerdir. Eski şehir yerleşim merkezi ise; kalenin altında bulunan alandaymış. Buraya ilk gelip yurt tutanlar ise: Mevlâna’nın da fikirlerinden istifade ettiği ve ilham kaynağı olan; Manevî sultanlardan, alperen Hasan Harakani hazretleridir. İran’ın Horasan şehrinin Harakan köyünden gelen; Hasan Harakani hazretleri etrafındaki gönül erleriyle Alparslan’dan önce Anadolu’ya gelerek ilkönce manevî bir fethin alt yapısını kurmuş. Buradaki işgalci Ruslarla mücadele ve cihad etmiş. Ve bu cihad esnasında da yaralanıp, harpte kan kaybından şehid olmuştur. Türbesi kalenin dibindeki kendi adıyla anılan cami avlusundadır.
Kars’ın Nüfusu 100 bin civarında. Daha önce bu ile bağlı olan Iğdır ve Ardahan’ın il olması ile Şu an bu ile bağlı yedi ilçe kalmış. İlçeleriyle birlikte toplam nüfus üç yüz bin civarında.  Coğrafi, ekonomik ve kültürel yapıdan kaynaklanan sebeblerden dolayı; okuryazar oranın fazla olmasına rağmen, “Eğitim kalitesi” açısından oranın oldukça düşük olduğunu öğreniyoruz.Dostlarımızdan aldığımız bilgiye göre; Kars’ın en önemli geçim kaynağı; Hayvancılık, Arıcılık ve ziraattır. Çarşıda birçok ticaret merkezlerinde Kars’ın meşhur Kaşar peyniri, lor, Tuluk peyniri, Çeçil peyniri. Gravyer Peynirini çoklukla görmek mümkün. Türkiye’nin her tarafına buradan servis ve pazarlama yapıldığına şahit olduk.Seksen bini aşan nüfusa sahip Kars’ta farklı etnik gruplara mensup vatandaşlar yaşıyor. Bu cümleden olarak sadece bilgi vermek açısından dostlarımızdan aldığımız kayda değer özet bilgiler şöyle: Yerli halkın yanında nüfusun önemli bir bölümünü teşkil eden Azeri vatandaşların olması. Bu vatandaşlardan köylerde de var olmasına rağmen büyük yoğunluk merkezde ikamet ediyor. Azerî olarak bilinen “Caferi” mezhebindeki bu vatandaşlara ait merkezde iki özel cami var. Bunların ezanları da bizim bildiğimiz ezandan biraz farklı. Merkez ilçede bir o kadar da Kürt kökenli vatandaşların olduğu bilgisini alıyoruz.  Ayrıca az sayıda da olsa: Terekeme denilen Kafkas Göçmeni. Malakan denen Barışsever bir toplum olan-beyaz Ruslar da varmış ama son 20-30 yıl içersinde bunlar Rusya’ ya göç etmişler: Orada da fazla ilgi görmemişler akıbetlerinin ne olduğu hakkında fazla bir bilgi alamadık. Bütün bunların hepsi bu ülkenin mozaiği ve zenginliği. Mühim olan demokrasi içersinde sade vatandaş olarak birlilikte mutlu ve eşit şartlarda, barış içersinde yaşamanın yollarını bulup huzur ve güven içersinde hem kendi milletimize hem de insanlığa hizmet etmektir.  Ayrıca Kars’ın dünyaca meşhur, görülmeye değer ören yerlerinden; Anî Harabeleri varmış. Anadolu’da İpek yolu üzerinde kurulan ilk yerleşim merkezlerinden birisidir. Çok çeşitli ülkelerden turist çeken tarihi değeri yüksek bir yer olduğunu öğrendik. Ama kışın çetin şartlarından dolayı oralara gitmek şimdilik mümkün olamadı. İnşallah yazın gelirsek onu da telefi ederiz. Rus ve Ermeni yerleşim yeri olduğu için elbette burada belli sayıda kiliseler de varmış. Fakat onların çeşitli sebeblerle buraları terk etmesinden sonra mevcut olan Kiliselerin bir kısmı camiye çevrilmiş. Bir kısmı da metruk halde duruyor veya harap olmuş.  Dikkate değer bir başka mekân ise: Sarıkamış Kayak merkezi. Zaman darlığından ve faaliyet yoğunlundan bu merkezi de sadece gece uzaktan görmekle yetinmek zorunda kaldık. Bu kadar çevre bilgisinden sonra asıl konumuz olan planlı programımıza da şöyle bir göz atıp sizlere kısaca bilgi verelim. Bu mevsimde buradaki manevi hizmetler hakkındaMerak edenlerin merakını biraz gidermeye çalışalım inşallah.            İnsan olmanın yanında Mü’min olmanın ayrı bir değeri olduğu izahtan vabestedir.Mü’min olmakla birlikte Kur’an, İslâm ve İman davasını kendine dert edinmek ayrı bir sorumluluk ve ayrı bir zevk ve imtiyazdır. Kudsi davanın kaynak eserlerinde bu onuyla ilgili harika kerametlerin olduğu birçok hal lâyıkıyla bahsedilmiştir. Detayını oraya havale ederek siz değerli dostlarla bir farklı ve güzel duyguyu paylaşmak istiyorum.            Yeni Asya misyonu ve ekolü olarak bu dehşetli asırda, bu zor şartlarda içten ve dıştan gelen birçok olumsuzluk ve müdahalelere rağmen tarihe geçecek çok güzel hizmetlere imza attık, Rabbimize sonsuz şükür olsun.             Kırk bir yılın adı var.  Köprülerin altından çok sular aktı. Resmiden, sivilden, içerden dışarıdan, bilerek, bilmeyerek gerçekten oldukça sıkıntılı hallerle karşı karşıya kaldık. Ama Allah’ın inayetiyle, halis kalplerin dualarıyla, Üstadın tasarrufu ve ehli hal ve makul iz’an sahiplerinin himmet ve gayretiyle birleşti. Bu günlere geldik.             Hassas nokta denilen ……………Gedik aşıldı binlerce şükürler olsun.  Nur camiası içersinde dış muhaliflerin etkili oyun ve tuzaklarıyla Otuz yıl önce meydana gelen menfi hadislerden dolayı YENİ ASYA Camiası olarak doğu vilayetlerindeki hizmetlerimize maalesef büyük bir set çekilmişti. Allah’a sonsuz şükürler olsun ki camiamızdaki vaz geçilmez umde olan “meşveret ve şuranın” rehberliğinde, meşru ve müspet hareket, tamir ve gayret ile sabırlı davranılarak bu mânialar da aşıldı ve daha da aşılacak.             Son yıllarda yurt sathında ve dış dünyada hizmete sokulan dershane sayısında ve kalitesinde gözle görülür ciddi bir artış söz konusu. Bu cümleden olarak bu sonbaharda Kars’taki birkaç gönül dostu ve bir o kadar da talebenin himmet ve gayreti ile faaliyete geçen hizmet merkezimizde emeği geçen herkesi canı gönülden tebrik ediyorum. Himmet ve gayretlerinin de son nefeslerine kadar devam etmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.İşte bu hizmete vesile olan Harun kardeşimizden bir ay kadar önce Kars’ta Risale-i Nur Okuma programı için bir davet almıştım.  Kendisine hizmetimiz çok önemli bir konu için o tarihlerde yurt dışına çıkma planımız olduğunu, eğer o gerçekleşmezse gelebileceğimi beyan etmiştim. Vize işlemlerinin uzaması sebebiyle yurt dışı gezimiz ileriki tarihlere sapınca teklifi memnuniyetle kabul ettim. Fakat erbabının çok iyi bildiği gibi; “hayırlı işlerin muzır manileri” de sıraya girdi. En başta aile fertlerinden ciddi uyarılar geliyordu. Altmış yaşının geçmiş ve defalarca ameliyat masasın ayatmış bir fani olmanın yanında fıtratım gereği vücudumun en hassas ve kırılgan yapısı olan “soğuğa karşı mukavemetimdeki zayıflık” ister istemez beni benden fazla düşüne hayat arkadaşım ve evlâtlarımdan geliyordu. Çok haklıydılar. Onlara bu şefkat merhamet ve hassasiyetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Tabi ki; aciz ve hassas vücuduma olan sağlık nimetine bizzat kendimin saygı göstermesi gerekmesi de, nimete şükür bakımından bir başka hakikatti. Az da olsa endişe duyduğumu da bu konuda devamlı Harun kardeşimizle irtibatlaşarak meteorolojik gelişmeleri takip ettiğimizi de itiraf etmem gerekiyor. Fakat bütün bunlara rağmen kırk yılı aşan bu hizmet serüvenimdeki kuvvetli inancım ve mutlu tecrübemin rehberliğinde; Risalei Nur Külliyatından ve aziz üstadımdan aldığım şaşmaz bir ders olan: “Bu hizmetteki Cenab-ı Hakkın hıfzıyeti ve inayeti” bu konuda benim en büyük güvencemdi. İnayetin yanımızda olacağına itimat ediyordum. Hakikaten sonunda öyle de oldu. Bu duygularla Zonguldak’tan Ankara’ya kara yoluyla başlayan Kars yolculuğumuz, Ankara’dan Kars’a hava yoluyla son buldu. Bu çetin şartlarda kara yoluyla yirmi saati aşan yolculuk havadan bir saat yirmi dakika gibi kısa bir an parçasına sığıyor. Allah’ın ne büyük bir lütfu bu! Berakallah, Maşaallah!  Kars hava alanına inince uçağın kapısı açılıca orada görevli hanımefendiye sıcaklığı sordum. -6 (Eksi altı derece) derece dedi. Hava açıktı. Etrafta karlar vardı ama umduğum kadar çok yoğunlukta değildi. Bu benim on bir sen sonra Kars’a ikinci gelişimdi. 1999 yılının Temmuz ayında on kişilik grupla Isparta’dan başlayıp Kayseri de biten 17 günlük; üstadın bulunduğu mekânlar ve görüştüğü şahıslar konulu  “belgesel çalışması” programımız çerçevesinde Kars’a bir uğrayıp geçmiştik. O zaman yaz mevsimi olduğu için her taraf halı saha gibi yemyeşildi ve çok şahane bir manzara vardı. Şimdi ise her taraf bembeyaz karlarla kaplı. Rabbi Rahimin, Kadir-i Zülcelâlin; Lütfu da hoş! Kahrı da hoş! Kışı da hoş! Yazı da hoş! Sonsuz şükürler olsun. Ehli hizmet değerli Harun kardeş ve tatlı oğlu Melih ve bir üniversiteli kardeşimiz bizi karşılayıp beraberce hizmet merkezimize intikal ettik. Kapıda bizi karşılayan üniversiteli gençlerin güler yüzleri ve ciddi ve samimi duruşları hizmete gönül vermeleri bakımından dikkate değerdi.Akşam, “Risalei Nur ve önemi” konulu seminerimizi ilerleyen saatlere rağmen dikkatle takip eden doğunun bu serhat şehrindeki kıymetli elemanlarının bu ilgi ve âlâkasına hayran olduğumu ifade etmeyi bir borç biliyorum. Kars ili ile Antalya ve İstanbul’un namaz vakitleri konusunda bir saatlik bir zaman farkı var. Burada saat dilimi değişmiyor ama sabah batı illerine göre bir saatten daha fazla bir zaman farkıyla daha erken oluyor. Onun için ben onları ikaz etmek zorunda kaldım. Ben sabaha kadar da konuşurum, uykusuzluğa da dayanırım, fakat siz uykunuzdan olmayın demek zorunda kaldım. Buna rağmen yine soru-cevap ve sohbet geç vakitlere kadar devam etti. Buranın manevi sultanı Hasan Harakanî Hazretleri. Bu zat zaten benim ismen dua listemde vardı. Esnaftan Rasim Bey sabah namazına bu zatın türbesinin bulunduğu camide kılmayı teklif etti. Ben bunun mümkün olabileceğini, ama cami soğuksa sabahın o saatlerinde sağlık açısından sakıncalı olabileceğini söyleyip yine de kendisine bıraktım. Pazar sabahı erken kalkıp onun gelmesini bekledim. Fakat gelmedi. Akşam gelince Sabah Namazına Hasan Harakanî Hazretlerinin türbesindeki camiye gitmek için beklediğimizi söyleyip niye gelmediğini sorunca: “Abi sizin sağlığınız açısından gelmemem isabetli olmuş; zira hava sıcaklığı bu sabah baktım  -23 dereceydi. Sizi düşündüğüm için gelmedim.” Dedi. Hayatını Akdeniz Bölgesinde ve anayurdu Antalya’da sımsıcak iklimde geçiren birisi için bu “-23 derece” ifadesi ilikleri donduracak bir ifade.Buradaki genç üniversiteli kardeşlerimizle kaloriferi iyi çalışan ve ısıtan maddi ortamdan çok hoş bir muhabbet meclisi tesis ettik. Bu muazzam davanın müessisi olan Asrın Manevî hekiminin riyasetinde, Mu’cizevî Kur’an tefsirinin etkili ve ışık ötesi sıcaklığında ayrı ve zevkli bir atmosferde “Manevî sıcaklık” ruh, his ve gönül dünyamızı ısıtıp şenlendiriyor. Üniversitenin Final ve Bütünleme İmtihanları dönemi olmasına rağmen gençlerimiz maşallah ayakta. Bu dava için bir şeyler yapma gayret ve şuuru ilerisi için ümit veriyor. Okuyoruz, tefekkür ediyoruz, tahkik ediyoruz, soruyoruz, cevapları arayıp bulup tatmin olup yolumuza devam ediyoruz. Coğrafyanın şartları bana göre çok farklı. Geldiğimin üçüncü günü başta buranın Manevî sultanı Hasan Harakanî Hazretlerinin türbesini ve içinde bulunduğu camiyi ziyaret etmek üzere İlk olarak bir şehir turuna çıkıyoruz. Geniş ve düzenli caddeler, taş yapılı binalar “Rus mimari ve şehircilik felsefesini” hatırlatıyor. Belediyecilik anlayışı maalesef Türkiye’nin en “defolu” sahası olmaya devam ediyor. Bu kadar geniş ve plânlı caddeler bakımsız ve perişan! Yazık!  Batı vilâyetlerinde büyük ölçüde hallolan bu anlayışın kısa zamanda buralarda da hallolması için biraz gayret ve ufuklu bakmaya ihtiyacı var. Yetkililere sesleniyor ve dikkatlerini çekiyoruz. Kars kalesinin dibinde olan bu mekânları kısa bir tur atıp, şehrin genel manzarasını temaşa ederek dershanemize geri dönüyoruz.  Pazartesi akşamı bir minibüsü doldurarak bu defa tarihimizde çok önemli olan, Kitle halinde 60.000 bin veya 90.000 kişinin aşırı soğuktan şahadet şerbetini içtiği,  Türkiye’de en evvel akla gelen soğuğun mekânı, kayak merkeziyle ünlü Sarıkamış’a derse gidiyoruz. Kars’ın Rakımı 1800 metre civarında. Sarıkamış’ın denizden yüksekliğinin ise 2000 metreyi aştığını mihmandarlarımızdan öğreniyoruz. Dışarının soğuğunu, kalp ve gönüllerde sıcaklığa çevirebilmek gayreti ve düşüncesiyle Marş ve ilâhilerle yola devam ederken, bir yandan da Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunan dostlarımıza cep telefonlarıyla ulaşıp gecenin bu saatinde  -30 derecelerde Sarıkamış’a derse gittiğimizi söyleyince inanmakta güçlük çekenler oluyor. “Yahu nasıl olur!  Kış bütün şiddetiyle devam ediyor. Anadolu kar tipiyle sarılmış, soğuk ortalığı kasıp kavuruyor. Oralarda kar, buz yok mu? Ciddi misin?”  Sorularına muhatap oluyoruz. Biz de içinde bulunduğumuz şartları izah ediyoruz. Cevaplar tatmin edici olunca muhataplarımızın Telefon ahizelerinden bu defa: “Maşallah, Berakallah, sübhanallah” dua ve nidaları yükseliyor.  Kars-Erzurum yolu trafiğe açık. Bu çetin şartlarda bunu sağlayan resmi görevli zatlara teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sarıkamış;  Erzurum yolu üzerinde. Sarıkamış’a varınca her tarafın çok kalın bir kar ve buzla kaplı olduğunu gördük. Kar kalınlığı bir metreyi aşmış durumda. Her taraf buz kesiyor, “beyaz rahmet” her yeri kaplamış. Fakat  o şartlarda gece sokaklarda yerli gençlerin başı açık ve bir kazakla dolaşması dikkatimizi çekiyor. İlçenin nüfusu 18.000 civarında. Fakat bu bölge hem Kars, Hem de Sarıkamış ve Türkiye’miz açısından askerî alanda önemli stratejik noktalarından bir mekân. Bu bakımdan nüfus kadar da asker olduğu bilgisini alıyoruz.  Askerlerin sayısı 14.000 civarındaymış.Sarıkamış’ın bir başka özelliği ise Nurun ilk saffı evvel talebelerinden, peygamber ocağına yakışan şerefli bir askerlik görevi yapan büyük komutanı Emekli Albay Hulusî Yahyagil ağabeyin askerlik görevinin bir kısmını burada yapmış olması. Ayrıca,  çok değerli yazarımız Rahmetli Şaban Döğen hocamızın da vaiz olarak burada bir müddet görev yapmış olması. Her iki değerli dava adamının ruhları şad, mekânları Cennet olsun inşallah. Bu bakımdan bir tevafuk eseri olarak o akşam Hulûsî abinin üstada yazdığı mektuplardan ve aziz üstadımızın da onun hakkında övgü dolu meziyetlerinden bahseden bölümleri okuduk. Dışarının dondurucu ve kesici soğuğuna bedel ruh ve hisleri ısıtan uhrevî hayatları hatırlatan hayati bir ders oldu bu ders elhamdülillâh! Burada bulunan iki değerli dostumuzla gerekli olan ve Kudsi davamız için lâzım olan “irtibatı” ifadan sonra Gece yarısına doğru aşk ve şevkle Kars’a geri dönüyoruz. Tabi gençlerin gönlü buralara gündüz gelip “Kayaklı Bir Programa” imza atmaktı. Ben kendim sağlık sebebiyle bundan uzağım ama onların bu zevki yaşamaları canı gönülden istiyordum, arzu ediyordum.  Bu vesileyle 2006 yılı yazında Antalya’da “raftingle” yaptığımız okuma programını hatırladım. Keşke burada da gençlerle bir “kayaklı program” olsaydı. Kayak merkezi olan Sarıkamış’ta “kayaklı bir okum a programı” çok hoş düşerdi.  Ama şartlar gereği şimdilik bunu ileri ki bir tarihe erteliyoruz. İnşallah gelecek senelerde o da olur.Hafta başından beri aşk ve şevkle, müzakereli, sorulu-cevaplı, şahsî okumalı sohbetli derslerimiz hepimize büyük moral kaynağı oluyor.Yepyeni bir kaynaşma, yenilenme, silkelenme, öze dönüş, hakikati bulup kavrayış, aksiyoner olma, meşveret ve şahsı manevinin önemi, fonksiyonu, çalışması konularında da sorulara muhatap oluyor ve çözümlerini de hayat tecrübelerinden ve öz kaynağındaki ölçülerden vermeye çalışıyoruz.Gençlerin gözlerinin parladığını, ümitlerinin yeşerdiğini, yere sağlam basma gereğini planladıklarını hissedebiliyor, tahmin edebiliyor ve keyif alıyorum. Bir avuç esnaf, görevli ve talebe birlikte serhat şehrinde küfre karşı manevî cihatta mevzi ve vaziyet almış. Dualarınızı, irtibatınızı, maddi ve manevî destek ve yardımlarınızı bekliyorlar.Şahsı manevinin ana gövdesiyle bütünleşip, gidilemeyen yerlerin sayısını azaltmaya; gidilen yerlerin sayısını artırmaya ihtiyacımız var. Bu gençlerin sorularıyla bu yola ufuk açıyorlar, bunu başarmaya kararlılar.  Dershanelerine, cemaatlerine ve en önemli vaz geçilmezlerden olan Neşriyatlarına candan sahip çıkmışlar. Şahsı manevî olan ana gövdeyle bütünleşmenin keyfini ve mutluluğunu yaşamaya azmetmiş dinamik gençlerin ortasındayım elhamdülillâh!  Tebrikler gençler! Teşekkürler bir avuç bahadır dava adamları! Gazanız ve hizmetiniz mübarek ola!Bu arada daha önce ajandamızda olup ta çoktan beri irtibat kuramadığımız bu bölgedeki değerli dostlarımızla da bu vesileyle telefon bağlantısı kurup onlarla irtibatlara vesile olmamız da bu gezinin ayrı bir kazanımı oldu elhamdülillah.Nurun Yeni Asya sancağı serhat şehrinde de dalgalanmaya başlamıştır. Bu dalga, bu heyecan ve bu sevda onu asırlar ötesinden gelen o kudsî rüzgârla yerinde durdurmayacak, harekelendirecek ve bir çekirdek misali olarak üstadın tarifiyle “ tevakkufta bırakmayacak ve işlettirecek” inşallah! (Kas. Lah. Sh:152) Anadolu sathında son yirmi beş günden beri katıldığım diğer “okuma programlarının” da elbette hakkını vermek isterim. Bu programa katılan genç kardeşlerim biliyorum ki bunu bekliyorlar. İnşallah onlardan da söz edeceğim. Ama Kars hizmetleri benim için de camiamız içinde biraz farklı ve önemli bir noktada olduğu için sondan başladık. İnşallah başa da döneceğiz. Yeni yepyeni, aşk,  heyecan dolu programlarda buluşmak üzere. 10.02.2010 NEJAT EREN

Comments are closed.