İKRAMLI SOHBETLER V EHİZMETE KATKILARI

İkram: Cenab-ı Hakkın “Kerem” sıfatının şehadet âleminde tecellilerindendir. İslâm ümmetinin de hayatının bir parçasına dönüştürdüğü güzel bir âdettir. İnsanoğlunun da hem ikram etmekten hem de ikama mazhar olmaktan büyük zevk aldığı bilinen bir gerçektir.

Bin yıldan beri İslâm’a bayraktarlık yapan bu toprakların civanmert, sehavetkâr mensupları olan aziz milletimizin ülkenin genlerine işleyen âdet ve gelenekleri vardır. Bu mübarek ülkede, insanımızın her türlü sosyal ve toplum olaylarında damarlarına işlemiş vazgeçilmez hasletleri ve gelenekleri vardır. Bu türlü gelenekler de insanlar arasındaki dostluğu, samimiyeti, muhabbeti, irtibatı kardeşliği daha da pekiştirici ver devam ettirici bir unsurlardır. 

Anadolu’da on beş yıldan beri yoğun olarak bire bir yaşayan ve sadece ve sadece Allah rızası ve “hizmet” için devamlı gezen, seyahat eden bir insan olarak hem manevî, hem de maddi her türlü zevki kalbinde, duygularında, ruhumda yaşıyorum elhamdülillâh. 

Maddi meseleleri zaten herkes çoklukla hem yaşıyor hem de yazıyor. Bizim konumuzdaki insanların ise üzerinde durması lâzım gelen “manevî” atmosfer ve sofralara dikkati çekmektir. Buna vesile olan sahnelere dikkat çekmektir. Yoksa “nefsi körlemek ve sadece mideye hitap etmekten uzak bir şekilde, sadece bu ülkenin ve insanımızın zenginliği olarak ele alıp değerlendirmektir. Bundan dolayıdır ki: “ikramlı sofraların” hizmete vesile olan kısımlarının da hakkını vermek, buna vesile olanları da yine o bapta zikretmek lâzım diye düşünüyorum.

Bunun için de güzel ülkemin, hizmet ehli güzel insanlarının hazırladıkları “ikramı sofralarından ” örnek olacak bazılarından bahsetmek istiyorum. Hakiki nimetleri vereni bilmek ve ona karşı minnettarlığı ödemek şartıyla bunlar “tahdisi nimet” derecesinde değerlendirilmelidir. Amaca giden vasıtalar da meşru ve müspete yardım ediyorsa her şey güzeldir. 

Anadolu’nun birçok yerinde: “kahvaltılı,  çiğ köfteli” olmak üzere çok çeşitli ve renkli hizmet vesilesi güzel âdetler ve sahneleri var. Bunlardan benim örnek olarak hatıramda kalan: İzmirli dostlarımızın Cuma günleri “Işık Kent” iş merkezinde Cuma günleri esnafla yapılan kahvaltılı Risale Sohbetleri, Antalya’mızda Perşembe sabahları Toptancı Sebze halinde yapılan “kahvaltılı esnaf dersi”,  İzmit “Bahçecikte” Pazar Sabahları yapılan “ikramlı ders” ve yıllardan beri Dünya incisi İstanbul’umuzun Bayrampaşa semtinde ayda bir defa Çarşamba geceleri çevre mahallerin de katkı ve katılımıyla tertiplenen: “çiğ köfteli dersleri” sayabiliriz.

Bayrampaşa sakinleriyle bir sene içersinde ikinci defa çok hoş samimi bir atmosferde böyle “çiğ köfteli” sohbette kalabalık bir katılımla geçen Çarşamba günü  yine beraber olduk.  Anadolu’nun maddi ve manevî inanç ve geleneklerini sıcak ve samimi bir havada İslâm, İman ve Kur’an davası için vesile yapan başta Nejat Özdemir ağabeyim olmak üzere katkıda bulunan bütün ağabey ve kardeşlerime teşekkürlerimi sunuyorum.  Aşk ve şevkle bu manevî hizmetlerinin aynı minval üzere devam ettirmelerini diliyorum. Şuur ve muhakeme sahibi olan bu mukaddes davanın müntesiplerinin bütün Anadolu’da bu tür güzel âdetlerin gelişerek devam etmesinin faydalı olacağına inanıyorum. En farklı sahnelerinden birisi ise: Alman asıllı Müslüman kardeşim Harun Bischoff kardeşimin bizimle beraber olup, farklı ve güzel bir gece yaşamasıydı.

Kıyamete kadar Anadolu’nun bağrından çıkan bu güzel âdet ve geleneklerin, bu mukaddes “şahsı manevinin” ihlâslı ve istikametli havuzunda devam edip, nice hizmetlere vesile olması dilek ve temennisiyle.  24.02.2010 NEJAT EREN   

NOT: Bütün dostlarımın ve İslâm âleminin “Mevlid Kandilini” tebrik ediyor hayır ve rahmete vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. N. E.

Comments are closed.